KEŞFET

ÖNCE BUDA SONRA PEŞTE

15 Ekim 2016

Bu sefer son yılların en popüler başkentini, Budapeşte’yi keşfediyoruz.

Şehri en şairane şekilde ikiye ayıran Danube nehri, 19.yüzyıldan yadigar Chain köprüsü, bol tepeli ve bir o kadar da sakin, zarif Buda bölgesiyle Orta Avrupa’nın romantik sakini Budapeşte. Burada önce hemen size klişe genel kültür bilgilerini verelim, Budapeşte, Macaristan’ın romantik başkentidir.

Almanya’dan başlayıp Karadeniz’e dökülen, dökülene kadar da 10 farklı ülke 25 farklı şehirden geçen Tuna Nehri ile ikiye ayrılıyor ve bir tarafı Buda, diğer tarafı ise Peşte olarak isimlendiriliyor. Şehir ikiye ayrılınca aklınıza İstanbul gibi bir metropol gelmesin, Budapeşte çok da geniş bir yüz ölçümü olmayan fakat oldukça romantik ve büyüleyici bir Avrupa şehri ve her suyla ikiye ayrılan şehir gibi bu şehrin de iki farklı karakteri; iki farklı yakası var. İlk durak olarak Buda'dayız. 

Buda Kalesi, nefes kesici Matthias Kilisesi, şahane manzaralı Gallert tepesi ve Magyar Namzeti Galeria Buda’da yer alır. Bu bölge Macar tarihine ev sahipliği yaparken aynı zamanda en romantik ve en şık restoranların da olduğu bölgedir. Bu bölgeye gündüz gelmenizi öneriyoruz, böylece galerilere kalelere çıkana kadar şehri adım adım yükselerek izleme şansı bulacaksınız. 

Hatta sizin için hemen bir örnek rota hazırlayalım. Güne yeni başladığınızı varsayarsak bir kahveye ihtiyacınız olacaktır diye düşünüyoruz, sizi hemen leziz kahvaltı noktası için Déryné Bisztró’a yönlendirelim. 

Kahvaltınızı yapıp günün en keyifli kahvesini içtikten sonra sabırla ve muazzam bir manzarayla Namzeti Galeria’ya doğru yürüyün. Bu galeri hem Macar hem de farklı Avrupalı ressamların eserlerinin bulunduğu şehrin en büyük galerisi eğer iyi bir sanat takipçisiyseniz sizin için 2-3 saat arası yeterli olacaktır. Buradan çıkışta ise hemen Matthias Kilisesi’ne koşmaya kalkmayın, Fisherman Bastions’ın şöyle biraz tadını çıkarıp etrafı gezin. 

Buda, şehrin tarihi, şık ve düzenli tarafı.

Sizi akşama kadar Matthias Kilisesi’nden uzak tutmamızın sebebine gelince, kilisenin ve bulunduğu noktanın en keyifli ve ihtişamlı göründüğü an akşam saatleri kilise ışıklarını yakınca. Tüm ihtişamıyla tepeyi koruyan kilisenin en güzel fotoğraflarını da ancak o ışıklarla süslendiği an çekebiliyorsunuz. 

Kilise çıkışında hemen ortadan kaybolmuyoruz tabi, bahçesinde bulunan kafede Peşte’ye bakarak keyifle bir kahve içmek isteyeceksiniz. Bu yoğun tarih ve sanattan sonra ise yemek için fazla uzaklaşmanıza gerek yok, 10 dakika yürüme mesafesinde kalan 21 Magyar Vendéglő’da romantik bir akşam yemeği günün tatlı yorgunluğunu atmanıza yardımcı olacak. Restorandan ayrıldıktan sonra aklınıza taksiye atlayıp otele dönmek geliyorsa hemen vazgeçin, Buda’nın sakin ve düzenli sokaklarından Peşte’ye kadar yürüyün ve gecenin keyfini çıkarın.

YORUMLAR