KEŞFET

YAKIN VE VİZESİZ: KARADAĞ

16 Ekim 2017

Vizesiz seyahati sevmeyen yoktur değil mi? Balkanlar bize bu konuda hem erişilebilir hem de ekonomik bir seçenek oluyor yıllardır. Ben de bu nimetten faydalanıp doğum günümü Karadağ’da geçirdim bu sene. Sizlere gezdiğim şehirler ve ülke hakkındaki genel izlenimimi anlatmaya çalışacağım. Sanırım birkaç başlıkta ilerlemek mantıklı olacak.

Karadağ 

Monte – dağ, Negro – kara demek ve bu küçük ülke adının hakkını tam anlamıyla veriyor. Ülkenin her yeri yüksek ve dik dağlarla kaplı. Dağların hemen bitiminde de masmavi Adriyatik Denizi başlıyor. Kışın kayak yapabilir, yazın ise Adriyatik sularının keyfini çıkarabilir ve birbirinden güzel koy ve mağaraları gezebilirsiniz.

Karadağ çok genç bir ülke; özgürlüğünü 2006 yılında ilan ederek dünyanın 192. ülkesi olmuş. Para birimleri Euro, resmi dilleri ise sırpça ve Rusça’nın karışımı olan Karadağca. 2019’da Avrupa Birliğine tam üye olması kesinleşmiş olan ülke, Türklere 21 gün gibi kısa bir sürede çalışma ve oturma izni ve ev sahibi olmaları halinde vatandaşlık veriyor.

Seyahat Sırasında

Podgorica Havaalanına Türk Havayolları ile aktarmasız uçabiliyor, yaklaşık 45 dakikalık bir uçuştan sonra da şaşırtıcı derece küçük bir hava alanına inip doğa harikası bu ülkeyi gezmeye başlayabiliyorsunuz. Çok fazla Türk’le karşılaşacağınızı garanti edebilirim, o yüzden kimsenin sizi anlamadığını düşünüp pot kırmayın derim.

Şehirler arası ve şehir içi seyahat için minibüs ve trenler mevcut ama çok konforlu seyahatler beklememelisiniz. Araba kiralamak da uygun bir seçenek çünkü oldukça ucuza ayarlayabiliyorsunuz. Kesinlikle sigorta yaptırmanızı öneririm, çünkü Karadağlılar trafikte sınıfta kalıyor. Yollar genelde iki şerit- çift yön fakat oldukça dar. Çoğu yolda da dağlardan, yamaçlardan gitmeniz gerekiyor. Sürücülerse genel olarak hızlı ve dikkatsiz.

Hava sıcaklığı sabah, öğlen ve akşam çok farklı oluyor, bu yüzden de kıyafet seçerken katmanlı giyinmeye özen gösterin. Ülke halkı havaya alışkın ve benim titrediğim havada denize girebiliyor. Böyle bir şeyle karşılaşırsanız merak etmeyin, sorun sizde değil. Hırkalar, deri ceketler en büyük yardımcınız. Eğer gece çıkacaksanız, mutlaka daha kalın seçenekleriniz olmalı.

Yeme & İçme

Kırmızı et denince akla Balkanlar geliyor ve her şekilde bu ünlerini kanıtlıyorlar. Kocaman köfteleri, yumuşacık biftekleri var, fiyatlar da aşağı yukarı Türkiye ile aynı. Bunun yanı sıra Adriyatik ve tam karsısında kalan İtalya’nın etkisiyle Akdeniz mutfağında da sınıfı geçiyorlar. Pizzalar, makarnalar ve deniz mahsulleri çok lezzetli bir şekilde pişiriliyor. Karadağ herkes için süper seçenekler sunuyor, bu ülkede aç kalmak resmen imkansız.

Budva, Virpazar, Kotor ve Perast

Budva tam bir yaz şehri. Muhteşem plajları ve tertemiz suları var. Stari Grad (Old Town) daracık sokakları, küçük kiliseleri ve dükkanlarıyla sizi orta çağa götürecek güzellikte. Çok güzel bir marinası, bu şeritte de birçok güzel restoranı var. Fiyatlar çok da uygun değil, Sırbistan’daki ucuzluğu burada bulamıyorsunuz mesela. Sular 1-3 Euro arasında değişiyor, bu yüzden büyük marketlerden uygun fiyata bulduğunuz sulardan bolca alın ve sırt çantanıza stok yapın. Parma Grill adlı restoranı ziyaret etmeden dönmeyin.

Virpazar, hala tarım ve hayvancılıkla uğraşan halkı, Skadar Gölü’nden beslenen topraklarıyla görülmeye değer bir şehir. Burada kırmızı üzüm, kivi ve nar yetiştiriliyor. Halk evini turistlere açıp gerçek bir Karadağ ziyafetini 15 Euro gibi cüzi fiyatlarla sağlıyor. Burada otantik köy hayatını ve yemeklerini tatma fırsatını kaçırmamalısınız.

Kotor masallardan fırlamış gibi, Avusturya’nın Hallstat’ına benzer şekilde dağların bitişinde deniz başlıyor. Marina her daim lüks yatlar tarafından ziyaret ediliyor. Old Town ve Kotor Castle görmeniz gereken yerlerden. Spor ayakkabılarınızı giyin, sırt çantanızı alın ve başlayın tırmanmaya. Kale yolunda bir kilise ve kalenin tepesinde de muhteşem bir manzara sizi bekliyor. Yolculuğunuza başlamadan önce yine suyunuzu ve atıştırmalıklarınızı çantanıza koymayı unutmayın.

Kotor’da çok uygun fiyatla çok rahat otellerde kalabilirsiniz. Ben rahatlıkla Villa Panonija (Hotel Garni) otelini tavsiye edebilirim. Müdürleri Ratko ve kahvaltımızı hazırlayan Mia gerçekten çok tatlıydı, giderseniz benden selam söylemeyi unutmayın.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

YORUMLAR