MODA & TREND

KADİM DOSTUMUZ JEAN'İN ASIRLIK YOLCULUĞU

06 Ekim 2017

Dolabınızdan bir parça seçin. İyi günde kötü günde, yaz, kış hep yanınızda olsun.

Tabi ki jean, değil mi? 1800’lü yılların ikinci yarısında sahneye çıkan ve belki de moda tarihinin daima en demokratik parçası olarak kalacak olan jean’in yolculuğu da her parça gibi dönüm noktaları ile dolu. Doğu Almanya'da yasaklanan, önceleri işçi sınıfına ait olan, restoran ve tiyatro kapılarından çevirlen jean'in arkasında koca bir tarih olduğunu biliyor muydunuz?

Her ne kadar aklımızda kalan ikonik fotoğraflar sebebiyle -bkz: Cindy Crawford, Marilyn Monroe, Brooke Shields- Amerikan rüyasına ait gibi görünse de Jean'in ataları Avrupalı. Fransızların ince yünlü İtalyan kumaşını kopyalarken şans eseri buldukları bu kumaşın asıl karakteri San Fransisco’daki madencilerle oturdu.

Bu kadar kullanışlı ve uyumlu bir parça elbette sadece madencilerin himayesinde kalmadı. 1800’lerin sonunda işçi kesimiyle özdeşleşen jean, 1930’lu yıllarda kovboy filmlerinde görünmeye başlayınca bir anda tüm dikkatleri üzerine çekti. 1943 yılında ise Amerikalı tasarımcı Claire McCardell jean’i moda dünyasına kazandırdı.

Getty Images Türkiye

Ait olduğu kesim sebebiyle ilk zamanlarında dönemin elit yerleri sayılan tiyatro ve restoranlardan geri çevrilen jean’in yasaklı olduğu alanlar buralarla sınırlı kalmadı. Başrolünde James Dean’in oynadığı Asi Gençlik filmi moda tarihine damgasını vuracak olan jean’in okullarda yasaklanmasına sebep oldu. Popüler kültürün bir sembolü haline gelen jean artık asi gençliğin üniforması olmuştu. James Dean elbette tek değildi, Marlon Brando ve Elvis Prestley de genç erkeklerin jean üzerine kurdukları stilin en önemli iki ilham perisiydi.

Erkekler jean’i sahiplenirken kadınlar tüm bu gelişmelere kayıtsız kalmadı. Tüm zamanların en güzel kadınlarından biri olan Marilyn Monroe’nun jean içinde tek kare fotoğrafı kadınların da dolaplarının kapılarını jean’e açmasına yetti.

Getty Images Türkiye

70’ler Jean paçalarının değişmeye başladığı yıllar oldu. Dönemin hippi modasını da arkasına alarak hem erkek hem de kadın stilinin temel parçası olmaya başlayan İspanyol paçalar çiçek çocukların da stil kodlarını oluşturdu.  

80’lere gelindiğinde artık denim hak ettiği saygıyı görmekle kalmamış artık yavaş yavaş yüksek moda unsuru olmaya başlamıştı. Dergi kapaklarından, sahnelere kadar her yerde karşımıza çıkan jean artık resmi olarak günlük hayatın değişmez bir parçasıydı. 80’lerle birlikte jean’in varoluş şekli de devamlı güncellendi. 90’larda salopetlere dönüşen bu demokratik ve dinamik parça, 2000’lere gelindiğinde ise hip-hop kültürünün etkisi ile bollaşacaktı.

Özetle, yasakları, sosyal sınıfları ve trendleri aşarak bugün hala şöhretini ve yerini koruyan jean demokratik kelimesini en çok hak eden giyim ürünü olduğunu kanıtlıyor.

Ve bugün…

Devam eden uzun yolculuğunda arada bir geri plana çekilir gibi olsa da daima sokaklara ve dolaplarımıza sızacak bir yol bulan jean, bugün de tüm popülerliğini koruyor. Bu sezon vücudu ikinci bir deri gibi saran modellerden biraz uzaklaşıyoruz. Sezonun rahatlayan kalıpları jean’leri de etkisi altına alıyor. Kesilmiş, süslenmiş, asimetrik paçalar yükselişine yine son hız devam ediyor. Sadece pantolonlar da değil, denim montlar, yelekler, gömlekler de yerini koruyor.

YORUMLAR